KAYSERİNİN TEK İSLAMİ FORMU
 
AnasayfaKapıTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yapDJ GİRİŞ

Paylaş | 
 

 SABIRLI ORUÇ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
canimsin-38
Süper Moder
Süper Moder
avatar

Mesaj Sayısı : 54
Points : 193
Kayıt tarihi : 31/03/10

Kişi sayfası
ayar ayar: 1

MesajKonu: SABIRLI ORUÇ   Ptsi Nis. 12, 2010 11:12 pm

Sabırlı oruç; oruçlu sabır

Hz. Muhammed (sav) buyurmaktadır ki: “Oruç sabrın yarısıdır.” (İbn Mâce, Sıyâm 44)
Oruç, dilimize Farsça’dan geçmiş bir kelimedir. Orucun Kuran’daki adı “Savm” veya “Sıyam”’dır. Savm, sözlükte bir işi yapmaktan alıkoymak, geri durmak anlamındadır. Şeriattaki tarifi ise şöyledir: “Sabahın başlangıcı sayılan, 'Fecr-i Sadık' adı verilen beyazlığın doğu ufkunda belirmesinden güneşin batışına kadarki sürede mükellef bir insanın, ibadet niyetiyle nefsini: yemek, içmek ve cinsel ilişki gibi orucu bozan şeylerden uzak tutmasıdır.”

Oruç, İslam’ın beş temelinden birisidir. Farziyeti, Kitap ve Sünnet ile sabittir. Kameri senenin dokuzuncu ayının (Ramazan) tamamını kapsayacak şekilde bir ay süren bedeni bir ibadettir. Bu ibadette Müslüman’a, günlük olarak yapageldiği bazı meşru şeyler bir müddetliğine yasaklanır.

İbadetlerde “Niçin bu ibadeti yapmalıyız?” sorusu önemlidir. Bu sorunun cevabı dinin hayatta anlamlandırılması yolunda çok büyük ehemmiyete sahiptir. Allah (cc), bir şeyin yapılmasını veya yapılma-masını ferman buyurduğunda söz konusu emrin veya yasağın gerekçesinide genellikle ifade etmiştir. Orucun farziyetini bildiren Bakara 183. ayeti kerime bunun örneğidir. “Siz Ey imana ermiş olanlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, ki takvaya erişesiniz (Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine varasınız).” [2:183]
Sorumluluğun bilincine varmak; takva, ciddi bir süreç ister. Bir işin devamlı ve ciddi yapılması için en gerekli azık “sabır”dır. Dolayısıyla kişinin sabrını artırıcı amellerin başında oruç ibadeti gelir. Sürekli olarak yapageldiği şeylerden vazgeçmek ciddi bir tahammüldür. İşte oruç Müslüman’a bu tahammülü öğretir.

Sözlük anlamı itibarı ile sabır; tutmak,dayanmak, cüret etmek şecaat göstermek, acele etmeden sükunetle işin sonunu beklemek, itidalli olmak, pes etmemek, yılmamak, tahammül göstermek, huzur, dinginlik, sebat, metanet hali, vb anlamlarına gelir. Terim olarak ise; başa gelenlerden dolayı Allah’tan başkasına şikayet etmemek(şekva), zorluklar karşısında hali Allah’a arz etmek, Allah’a tevekkül etmek ve teslimiyet göstermek, Allah’a dayanıp,güvenmek, şehevi duyguları frenlemek vb. anlamlara gelir.

Kelime anlamları birlikte düşünüldüğünde Oruç ve Sabır manada ikizdirler. Adeta birbirlerinin sebebi ve sonucudurlar.
Oruç tutan kişi nelere sabretmektedir?
Oruçlu, yemeye alıştığı şeyleri yemekten uzak durmaya sabretmektedir. Ne kadar helal olursa olsun ve yine ne kadar kendi kazancı olursa olsun hemen önündeki nimetlerin tadına dahi bakamaz. Başka zamanlarda hemen ağzının payını vereceği kişilere karşı daha mütehammil ve anlayışlı olur. Sabrının kaynağı tutttuğu orucudur. Böyle durumlarda Hz. Peygamberin (sav) “Ben oruçluyum.” deyin tavsiyesi aklında adeta mıh gibi durmaktadır. Karnının tok olduğunda tez canlı ve aceleciyken, açlığın verdiği kendine has ağırbaşlılık ile oruçlu artık teenni ile hareket eden sabır timsali birisi oluvermiştir.

Nefsin cimriliğe mahkumiyeti insan için en ızdırap verici mahkumiyetlerdendir. Cömertlik ise vermenin doyumsuz hürriyeti ile doludur. Nefsin cimrilik talebi o kadar ısrarlı ve tekrarlayıcıdır ki ona karşı mukavemet göstermek ondan daha güçlü bir sabrı gerektirir. Oruçlu insan için “vermek” daha kolaydır. Bu kolaylık orucun sabra yaptığı takviyedir.
Her taraftan Müslüman’ın hayatını tehdit eden unsurlardan bir taneside cinselliktir. Dört bir yandan hakikisinden tutunda göz, kulak, el vs. zinaları ile havayla temas edercesine temasın kolaylaştığı bir asırda bütün “çekiciliklere” karşı yine sabır silahı kuşanılmalıdır. Oruçlu, bu gibi tehlikeli durumlarda gözüne, kulağına, diğer azlarına daha da sahip bir hal içindedir. Bu mücadelede yakıtı yine sabırdır.

Sabrının sonu selamettir. Akşam iftar vakti oruçlu nimetlere kavuşmanın verdiği mutluluğun içinde adeta yüzmektedir. Bu mutluluk ona sabrın hediyesidir. Peygamberi müjdenin ilkine ulaşmış, ikincisine de orucunun mükafaatını alacağı gün ulaşacaktır. Sabrın sonunun selamet olduğunu oruçlu kadar güzel anlayan bir başkasını hemen hemen bulamazsınız.
Rabbimiz, Asr Suresinde “sabrı karşılıklı olarak tavsiye” etmeyi emreder. Sabrın sürekli olması için, dava kardeşleri karşılıklı olarak birbirlerine sabrı hatırlatmalı ve tavsiye etmelidirler. Birisinin unuttuğu, ihmal ettği anda bir diğeri hatırlatmak suretiyle ortama yine etrafa sabrı hakim kılmalıdır.

Oruç, özelliklede Ramazan Orucu topluca yapılan bir ibadettir. Kişinin tek başına böyle bir sabrı ve devamı göstermesi kolay değildir. Ancak “El ile gelen düğün bayram” olduğu için sabretmek artık daha kolaylaşmıştır. Hatta düğün bayram olmuştur. Kitleler halinde oruç tutmak, sabrı karşılıklı yapmanın en güzel örneklerin birisidir.
Sabrın gerçekleşmesi için, sağlam bir imana ve güçlü bir iradeye ihtiyaç vardır. Bunu da Allah’tan istemek gerekir. İman ve irade ile sabrı elde ettikten sonra, sabır ve namaz ile de her konuda Allah’tan yardım dileyebiliriz. Namaz ibadetinin en yoğun olduğu mevsim Ramazan mevsimidir. Beş vakit namala birlikte kılınan kıyam/teravih namazları sabrı takviye edici bir özelliğe haizdir.

Allah’ın doksan dokuz güzel isminden biri de “sabûr”’dur. Sabrı tavsiye eden Yüce yaratıcının bizatihi kendisi Sabur sıfatı gereği, çok sabırlıdır. Şirk, küfür, nifak ve isyanları sebebiyle insanları hemen cezalandırmaz ve sabreder. Onların tövbe edip hallerini düzeltmelerini bekler, mühlet verir. Allah, aceleci değildir.
Oruç ibadetine destek olsun diye Rabbimiz “sahur”u meşru kılmış hatta onu hararetle tavsiye etmiştir. Oruçlu, gündüz karşılaşacağı zorluklara, geceden hazırlığını yapmalıdır. Bu da sahurda mümkündür. Sabur olan Allah’ın ahlakıyla ahlaklanıp, cezalandırmalarda, kızmalarda acele etmemek, yine oruç ibadetinin öğrettiği erdemler arasındadır. Sahurda güçlenmiş sabur şahsiyetler gündüz asla aceleci değildirler.

Bir takım insanlar, tembelliği kendine meslek edindiği için sabırla tanışmaktan kaçınırlar. Sabrın kendilerinden, çalışma, didinme ve tahammül bekleyeceğini bilirler. Dolayısıyla bu zahmetli yolu tercih etmezler. Bu insanlar sabrın insanı güçlendirdiğini, problemleri güçlü bir silah gibi yok ettiğini anlasalar, ondan kaçmakla ne büyük yanlış yaptıklarını anlayacaktırlar.

Oruç insanın sabrını, dolasıyla imanını güçlendiren bir ibadettir. İmanı güçlü olan kişi daima ümitvar olur. Başına gelen küçücük bir musibette, ye’se düşen kişinin oruç antremanıyla imanını güçlendirmesi icabetmektedir. Sabır ve iman bir recycling işareti gibi sürekli birbirine dönüşür ve birbirini tamamlar.
Bir demet sabır:
“Fakat kim sabreder, affederse şüphesiz bu, çok önemli işlerdendir.” [42:43]
“Biz, sabredenlerin karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle vereceğiz.”
“Sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir.” [39:10]

“Mü’minin işi tuhaftır, her işi hayırdır. Bu, yalnız mü’mine verilmiştir. Sevindirici bir işle karşılaşırsa şükreder, o iş kendisi hakkında hayırlı olur. Üzücü bir işle karşılaşırsa sabreder, kendisi için hayırlı olur.” (Müslim, Zühd: 64; Dârimî, Rikak: 61; İbn Hanbel, Müsned: 5/24)

“Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı bir mükâfat verilmemiştir.” (Buharî, Rikak: 20; Müslim, Zekat: 124; Tirmizî, Birr: 77; Ebu Davut, Zekat: 28; Nesâî, Zekat: 85)
“Bedende baş ne ise, imanda da sabır aynıdır. Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız da iman olamaz.”(Hz. Ali (ra))

“Sabır, kurtuluşun anahtarıdır.”(Mevlana)
“Sabrın en büyüğü, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı sabretmektir.” (Ka’bül-Ahbar)
“Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi vardır.” (Sadi)
“Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin.” (Hz. İsa (as))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
SABIRLI ORUÇ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: GÜNCEL GÜNÜMÜZ KONULARI :: Hac ve Oruç-
Buraya geçin: